Biyomimikri nedir?

Aslında çevremize baktığımızda sıklıkla karşımıza çıkan alanlarından ikisidir; doğa ve teknoloji. Bazen birbirlerine düşman bazen birbirleriyle hiçbir iletişimleri yokmuş gibi gözüken bu iki alan aslında birbirlerine katkıda bulunan alanlar. Mesela yusufçuk ile helikopter tasarımı arasındaki ilişkiyi sıklıkla duymuşsunuzdur değil mi? Peki neden?

Biyomimikri adı, Yunanca “​bios​” (yaşam) ve “m​ imesis”​(taklit) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Yani aslında biyomimikri, “tasarım yaparken ve yenilikçi teknolojiler geliştirirken doğadan ilham almak” olarak tanımlanabilir.

Daha geniş bir perspektiften ele alındığında “çeşitli problemlere çözüm üretmek için doğayı taklit etmek” şeklinde de açıklanabilir. Biyomimikri ile sadece doğanın geliştirdiği çözümler değil; tasarım stratejileri, mekanizmalar ve sistemler de temel alınır.

Şimdi biraz daha açıklık getirmek amacıyla doğadan ilham alınarak tasarlanan birkaç teknolojiye ve kullanım amaçlarına detaylıca bakalım:

SunBOT adı verilen cihaz, tıpkı bitkiler gibi fototropizma ile ışığın geldiği yöne doğru pasif bir şekilde eğilebiliyor. Bu teknoloji ile güneş panellerinin verimliliği arttırılabileceği gibi, tuzlu sudan tatlı su üretiminde veya yeni robot hareket sistemleri geliştirmede kullanılabilir. Buraya ​tıklayarak çalışma örneğine ulaşabilirsiniz.

Bir başka örnek de deniz altından geliyor!
Yunuslar, zorlu su ortamına rağmen ses bilgilerini doğru bir şekilde iletme ve işleme yeteneklerine sahiptirler. Bu yetenekle, 25 kilometreye kadar belirli bireylerin çağrılarını tanıyabilir. Her aktarımda birkaç frekans kullanarak, yunuslar yüksek frekanslarının ses saçılma davranışlarıyla başa çıkmanın bir yolunu bulmuşlar, hızlı yayınlar ve hala mesajlarını güvenilir bir şekilde duyuyorlar.
Yunusların benzersiz frekans modülasyonlu akustiklerini taklit eden EvoLogics adlı bir şirket, şu anda Hint Okyanusu’ndaki tsunami erken uyarı sisteminde kullanılan veri iletimi için yüksek performanslı bir sualtı modem geliştirdi.

Shinkansen Bullet Train, saatte 200 mil seyahat ederek dünyanın en hızlı treni idi. Bu hıza rağmen sorun neydi? Gürültü, ses. Hava basıncı değişiklikleri, tren bir tünelden her çıktığında büyük gök gürültüsü gürlemesi üretti ve yolcuların yaklaşık dörtte biri şikayetçi oldu. Shinkansen Bullet Train’in baş mühendisi ve hevesli bir kuş gözlemcisi olan Eiji Nakatsu kendisine “Doğada iki farklı ortam arasında hızlı ve sorunsuz seyahat eden bir şey var mı?” diye sordu ve Yalı Çapkını Kuşu’ndan ilham alarak bu probleme çözüm getirdi. Trenin ön ucunu Yalı Çapkını Kuşu gagasını modelleyerek tasarlayan Nakatsu bu sayede sadece daha sessiz bir tren değil, %10 daha hızlı seyahat ederken bile %15 daha az elektrik kullanan bir teknoloji tasarlamış oldu.

Yazının başında biyomimikrinin bir tasarım stratejisi olduğundan bahsetmiştik. Yani biyomimikri illa mekanik ve sadece teknoloji amaçlı çözümler getirmez. Termitlerden ilham alınarak tasarlanan evler, kalamarların kamufle özelliğinden alınan ilhamla tasarlanmış kıyafetler biyomimikri alanındaki diğer örneklerdendir. Mesela bir kaynakta tarihte bilinen ilk biyomimikri örneğinin M.Ö 4000 yılında Çinlilerin ipek üretimini ipek böceğinden yapmayıp parlak solucanlardan öğrendiği iddia edilir.

Biyomimikri konusunda daha fazla araştırma yapmak, Biyomimikri Enstitüsü’nün Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında çözümler ürettiği ​Design Challenges gibi alanlara göz atmak isterseniz ​Biomimicry Institute​ web sayfasına bakabilirsiniz.

Son olarak eğitim pedagojisinde öğretilen ilk öğrenim yollarından biri taklit etmekti. Biyomimikri bu taklitin insanın sadece insanı değil doğayı da taklit edebileceğini hatırlatıyor.


Kaynaklar:

https://blog.burotime.com/dogadan-ilham-alan-tasarim-stratejisi-biyomimikri-nedir/ https://www.instagram.com/p/B4xiHA7gRvX/ https://biomimicry.org/biomimicry-examples/ https://ehistory.osu.edu/exhibitions/biomimicry-a-history

Bir cevap yazın