Covid-19 Sürecinde Eğitimcilerin İyi Olma Hali İçin 10 Strateji

Yazının orijinali için tıklayın.

Bu yazı Ellen Mahoney, CEO – Sea Change Mentoring tarafından yazıldı. www.seachangementoring.com 


COVID-19 gibi bir kriz veya aksama durumunda okullar kapatıldığında, hepimiz farklı tepkiler veririz ve tepkilerimiz zamanla değişebilir. Okulun kapanması bize bir savaşın veya ayaklanmamın patlak vermesi veya deprem veya terörist saldırıların getirdiği yıkımlar gibi geçmiş travmatik deneyimlerimizi hatırlatabilir. Bazılarımız iş arkadaşlarına, öğrencilerine ve arkadaşlarına elveda deme fırsatını yakaladı; bazılarımızın ise bu fırsatı yoktu. Bazılarımız dairelerimizin içinde sıkışıp kaldık, günümüzün çoğunu yalnız geçiriyoruz. Bazıları, bizim yaşadığımız ortamdan uzakta ebeveynlik ve öğretmenliğin dengesini ayarlamaya çalışıyor. İçinde bulunduğumuz yeni ortamlardan bazıları kaotik ve mahremiyetten yoksun. Bazılarımız aynı durumda olan eğitimcilerle bir araya gelerek aniden ortaya çıkmış bu eğitimci topluluklarında teselli buluyoruz.

Deneyimlerimiz çok çeşitli. Bu krize doğru ya da yanlış bir tepki yok, “tek bir yol” yok. Ancak, bu mevcut krizi atlatmak için değil, krizden daha akıllı, daha güçlü ve daha bağlantılı olmak için atabileceğimiz adımlar var.

Bunu nasıl yapabiliriz? İlk olarak, dayanıklılığın bir kişilik özelliği veya bazılarının doğuştan sahip olduğu sabit bir özellik olmadığını anlamalıyız. Dayanıklılık, öğrenilmiş bir kapasite, bir adaptasyon süreci, zaman içinde inşa ettiğimiz bir güçtür. Amerikan Psikoloji Derneği’nin bize hatırlattığı gibi, “dayanıklılık herkesin öğrenebileceği ve geliştirebileceği davranışları, düşünceleri ve eylemleri içerir. Dayanıklı olmayı öğrenmek sıra dışı bir yetenek değildir.”

Aşağıda, bu deneyim boyunca kendi dayanıklılığımızı geliştirmede nasıl aktif bir rol alabileceğimize dair öneriler yer almaktadır.

1. Krize karşı normal olan duygusal tepkileri fark edin.

Kendinizin veya başkalarının bu krize karşı tepkilerini yargılamadan önce, bu tür bir senaryoda hangi duyguların tipik olduğunu anlayın. Aşağıdakilerin hepsi normal tepkilerdir ve her birimize farklı şekilde yansıyabilir:

Korku: Ailem güvende mi? İyi olacak mıyız?

Öfke: Bizi neden buna hazırlamadılar? Bu kişi tüm bu neşeli tweet’leri nasıl atabiliyor? Eve geri dönebilenler bizi anlamıyor!

Şaşkınlık ve Hayal Kırıklığı: Şimdi öğretmen olarak rolüm ne? Nerede yaşayacağız? Tüm bunları nasıl dengeleyeceğim konusunda hiçbir fikrim yok!

Suçluluk ve Kendini Suçlama: Dijital teknoloji konusunda rahat değilim ve bunun öğretimi etkilediği için kendimi suçlu hissediyorum. Öğrencilerimin bulunduğu yere geri dönmeliyim. Şu anda olmak istediğim türden bir ebeveyn değilim. Daha iyi bir planım olmalıydı.

Utanç ve Aşağılama: İnternette başarılı olan meslektaşları görüyorum ve onlardan olmadığımı itiraf etmeye utanıyorum. Aşağılandığımı hissediyorum, çünkü bu koşullar altında ailemi ne kadar süre finansal olarak destekleyebileceğimden emin değilim. Okula geri dönmekten korktuğumu söylemeye utanıyorum.

Üzüntü ve Keder: Arkadaşlarıma ve öğrencilerime veda etmedim ve şimdi gelecek yıl dönüp dönmeyeceğimi bilmiyorum. Rutinimi, mahallemi ve topluluğumu özlüyorum. Burası aynı değil.

Tüm bu duygular normaldir. Bu yazı, yukarıdaki duyguların herhangi birini deneyimliyor olmamız durumunda şefkatli olmak ve kendimizi ve başkalarını anlamak için bir hatırlatma olsun. Destek ve hedeflerle bunu başaracağız, ancak bu sırada kendimize ve başkalarına karşı sabırlı olmayı denemeliyiz.

2. Sınırları koruyun.

Dijital teknolojiye her zamankinden daha fazla güvendiğimiz zamanlarda sağlığımız için sınırları korumak önemlidir. Meslektaşlarınız, öğrencileriniz ve velileriniz sizden sürekli hazır bulunmanızı ve hızlı bir şekilde yanıt vermenizi bekleyebilirler çünkü çevrimiçi deneyim bu beklentiye yol açar. Herkesin zaman dilimlerini dengelemek bu durumu daha da kötüleştirir. Kişisel suçluluk ve yükümlülük duygularımız ve eğitimci olarak günü kurtarma yönelimiz de öyle. Sağlıklı sınırları korumanın yolları:

  • Mevcut saatlerinizi, geçerli saat diliminizi ve beklenen yanıt sürelerinizi e-posta imzanızda listeleyin. Bu bilgileri bir e-postayla iş arkadaşlarınızla, öğrencilerinizle ve ebeveynlerinizle paylaşın.

Örnek metin: “Çalışıyorum ve Lonra saat dilimine göre X ve Y saatleri arasında uygunum. Bu saatler dışında benimle iletişime geçiyorsanız, lütfen size geri dönmem için en az 12 saat bekleyin. Bu saatler dışında bir acil durum hakkında benimle iletişime geçiyorsanız, lütfen İLETİŞİM ADI ve BİLGİ şeklinde mail atın. Acil bir şey hakkında benimle iletişime geçiyorsanız, lütfen e-posta konu satırına “ACİL” kelimesini yazın, böylece çalışma günüme başladığımda mailinize öncelik verebilirim. Bu zor zamanda hem öğretme hem de ailevi yükümlülüklerimi dengelemenin yollarını deniyorum. Bu yüzden anlayışınız için teşekkür ederim.”

  • İş arkadaşlarınızla ortak bir takvim veya zamanlama uygulaması kullanıyorsanız, bu uygulamaları yalnızca toplantılarla ve çevrimiçi ders saatiyle sınırlamayın. Kendinize bakmak için (yürüyüşe çıkmak, arkadaşlarınızla sohbet etmek, çocuklarınıza okumak, koşmak, sadece zevk için bir kitap okumak veya meditasyon gibi) ve konsantrasyon gerektiren ve kesintisiz çalışma isteyen işler için zaman blokları planlayın.

3. Aileniz ve kendiniz için rutin oluşturun. 

Eğitimciler olarak çocuklar için bir rutin oluşturmanın önemini biliyoruz. Rutinler, öğrencilerimizin entelektüel riskleri öğrenmesine ve bu riskleri almasına yardımcı olan bir yapı ve güvenlik hissi sağlar. Rutinler yetişkinler için de önemlidir. Bu tür krizler bizi motivasyonu düşük veya güçsüz hissettirebilir. Rutin oluşturmak ise odaklanmamıza ve kontrolün bizde olduğunu hissetmemize yardımcı olur. Evde çocuklarınız varsa, tüm aileyi günlük bir programın oluşturulmasına katkıda bulunmaya davet edin. Eğlence zamanı, aile zamanı ve öz bakım zamanlarını programladığınızdan emin olun!

4. Sosyal medya kullanımıza hedef koyun.

Birçoğumuz sosyal medya ile aşk-nefret ilişkisi yaşıyoruz. Bir yandan sosyal medya, farklı yerlerdeki sevdiklerimiz ve meslektaşlarımızla bağlantıda kalmamızı her zamankinden daha kolay hale getiriyor. Öte yandan da çok fazla olumsuzluk ve dikkat dağıtıcı şey var. Buradaki kilit nokta sosyal medya kontrolü ele geçirmeden sizin sosyal medya deneyiminizin kontrolünü ele geçirmenizdir. Bunu şu şekilde yapabilirsiniz:

  • Sosyal medyayı kullanmak ve kullanım süresi parametreleri oluşturmak için zaman ayarlaması yapın. Bu noktada, günün belirli saatlerinde veya sosyal medya kullandığınız süreyi izleyerek sizi belirlediğiniz uygulamaları kullanmaktan alıkoyacak uygulamalar var. Bu uygulamalardan faydalanabilirsiniz.
  • Sosyal medyaya girmeden önce bir niyet belirleme: “Diğer meslektaşlardan ilham almak için Twitter’a gidiyorum” veya “Kullanmaya çalıştığım bu dijital araçla ilgili yardım istemek için Facebook’a gidiyorum” veya “Endişelendiğim bir meslektaşı kontrol etmek için WhatsApp’e giriyorum.” Ardından, hala bu amaca bağlı olup olmadığınızı görmek için 15 dakikalık zamanlayıcılar ayarlayın.
  • Sosyal medyada gezinirken duygularınızı fark edin. Kendi deneyimlerimizi, yalnızca sosyal medyada göstermeyi seçtikleri şeylere dayanarak, meslektaşlarımızın ve arkadaşlarımızın yaşadıklarını düşündüğümüz şeylerle karşılaştırmak yaygın bir durumdur. Bu görüntülerin ve metinlerin bir amaçla sergilendiğini ve asla hikayenin tamamını anlatmadığını biliyoruz. Theodore Roosevelt’in dediği gibi, “Karşılaştırma sevinç hırsızıdır.” Öz farkındalık uygulayarak uyanık olun ve bu neşeyi koruyun.

5. Öz-farkındalığı deneyimleyin.

Akademik, Sosyal ve Duygusal Öğrenme Konsorsiyumu (The Consortium for Academic, Social and Emotional Learning-CASEL), yansıtıcı uygulamalar oluşturmanın yetişkinler olarak kendi Sosyal ve Duygusal Öğrenme (Social and Emotional Learning-SEL) yolculuğumuza atabileceğimiz ilk adım olduğunu belirlemiştir. Bu tavsiyeyi mevcut krize uygulayabiliriz. Duygularımızın, düşünmeden verdiğimiz tepkilerin, savunma mekanizmalarının ve ilişki dinamiklerinin ne kadar farkında olursak, kendimiz ve öğrencilerimizle ilgilenmek konusunda daha iyi olacağız. İşte bunu yapmanın yolları:

  • Günlük tutmaya başlayın ve öz farkındalığınızı oluşturmak için aşağıda verilen örneklerdeki gibi soru kalıplarını kullanın:
  • Bugün ne iyi gitti?
  • Bugün daha iyi bir öğretmen / danışman / yönetici / ortak / arkadaş / meslektaşı / lider olmama yardımcı olacak ne öğrendim?
  • Takdir ettiğim şeyler …
  • Bugün yaşadığım bir duygu … ve bu şekilde hissettim çünkü …
  • Bugün bana ilham veren bir şey…
  • Bugün ne işe yaramadı? Bundan ne öğrenebilirim?
  • Bugün kendimle ilgili öğrendiğim şeylerden biri …
  • Bugün için küçük bir galibiyet…

Günlüğünüzde geleneksel olarak metin yazabileceğiniz bir yer olabilir, ancak videoları, eskiz notlarını, fotoğrafları, ses kayıtları vb. toplayan dijital bir alan da olabilir.

  • Circulus Akran Destek Topluluğuna Katılın: Sea Change Mentoring’in Circulus Enstitüsü öğretmenler, danışmanlar, yöneticiler ve diğer eğitimcilerle haftalık toplantılar düzenler. Bunlar, eğitimli SDÖ uzmanlarımızdan biri tarafından kolaylaştırılan küçük gruplardır. Bu haftalık oturumlarda eğitimciler bu kriz sürecinde yaşadıkları deneyimleri paylaşma, zamanlarını işlerini yansıtmak için kullanma ve gruba sorunlar ve çözümler sunma fırsatına sahiptir. Daha fazla bilgi için info@seachagnementoring.com ile iletişime geçin.
  • Arkadaşınızla haftalık oturumlar: Güvendiğiniz, yapıcı bir bakış açısı ve sağlıklı bir duygusal zekaya sahip birini belirleyin. Bu krizin size, öğrencilerinize, meslektaşlarınıza, mesleğinize ve topluluğunuza ne öğrettiğini tartışmak için haftada bir kez (dijitalde ya da yüz yüze) bir görüşme planı yapın.

6. Bağlantı kurun.

Tecrit, bu tür krizlerdeki en büyük zorluklardan biridir. Bu yüzden bağlantıda kalma konusunda proaktif olmalıyız. İşte bunu yapmanın yolları:

  • Çevrimiçi topluluklar: Yukarıda özetlenen sosyal medya yönergelerine bağlı kalırken, bu deneyimleri paylaşan çevrimiçi toplulukları bulun. WeChat, Facebook ve WhatsApp’ta sadece sizinkine benzer deneyimlerden geçen eğitimciler için gruplar var.
  • Meslektaş ve Arkadaş arası “Mutlu Saat (Happy Hour)”: Arkadaşlarımızla ve çalışma arkadaşlarımızla yeniden bağlantı kurmak ruh halimizi artırmaya yardımcı olur ve stresimizi azaltır. Sizinle aynı durumda olan arkadaşlarınızla düzenli bir video görüşmesi planlayarak haftada bir kez bu mutlu olmanın yolunu arayabilirsiniz. Pictionary, Tabu veya diğer grup oyunlarını oynayabilir, her biri bir tür tema etrafında yemekler yapabilir ve sonra birbirlerinize gösterebilir ve nerede olursanız olun birlikte yiyebilirsiniz. Tarzınız ne olursa olsun, birlikte ritüeller oluşturun ve mesafenin bunu engellenmesine izin vermeyin.
  • Dışa vurma: Şikayet etmenin sağlıklı ve sağlıksız bir yolu var. Kalbimizin derinliklerinde bunu duygularımızı ifade etmek için yapıyoruz. Bu dışavurum genellikle bağ kurmaya, stres seviyelerimizde azalmaya ve perspektif kazanmamıza sebep olabilir. Duygularımızı ortaya çıkarmak ya da çözüm aramak için şikayet etmek isteyebiliriz. Her iki motivasyon da iyi, hatta sağlıklı. Kilit nokta, her seferinde şikayet etme motivasyonunuzun farkında olmak ve sahip olduğunuz duyguları adlandırmak konusunda dikkatli olmaktır. Bir arkadaşınızı aramadan önce birkaç nefes alın ve kendinize şu iki soruyu sorun:
  • Şu an arkadaşıma gerçekten şikayet etmem gerekiyor mu, yoksa şu anda kullanabileceğim daha iyi bir strateji var mı?
  • Bu sohbetten ne elde etmeyi umuyorum? Bir çözüm? Anlaşılmak? (Arkadaşınıza onlarla konuşurken neye ihtiyacınız olduğunu söylediğinizden emin olun).

7. Dayanıklılık hikayelerini anlatın ve arayın.

Araştırmalar, ailelerin kendi büyüklerinin hikayelerini ve üstesinden geldikleri zorlukları paylaştıklarında, çocukların daha dayanıklı davranışlarda bulunduklarını göstermektedir. Bu dersi alalım ve koşullarımız ne olursa olsun uygulayalım. Önünüze gelen insanların hikayelerini yazabilirsiniz; bu hikayeleri arkadaşlarınıza veya ailenize anlatabilirsiniz. Ayrıca kendi dayanıklılığınızın hikayesini yansıtabilir ve zorluklarla başa çıkmak için kullandığınız becerileri belirleyebilirsiniz. Topluluğunuzdan dayanıklılık öykülerini paylaşmasını isteyebilirsiniz. Öğrencilerinize bu hikayeleri sorabilir ve ilham almanın nasıl bir his olduğunu onlarla paylaşabilirsiniz. Şu anda ihtiyacımız olan şey, etrafımızda, geçmişimizde ve geleceğimizde dayanıklılık eylemleri olduğunu hatırlamak. Bu hikayeleri düşündüğümüzde, duygusal ve psikolojik rezervlerimizin dolduğunu ve karşılaştığımız zorluklar için bizi güçlendirdiğini hissedebiliriz.

8. Egzersiz yapın.

Bu süre zarfında fiziksel olarak sağlıklı olmamızın ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok. Egzersiz rutininiz için zaman planlayın. Çevrimiçi dersler ve koçluk için YogaGlo veya Nerd Fitness gibi uygulamaları kullanabilirsiniz. Fiziksel hareketi, aile zamanını ve eğlenceyi bir araya getiren aile dans partileriniz olabilir. Eğer motive olmakta zorlanan biriyseniz, 15 dakikalık yürüyüş, hatta New York Times’tan 6 dakikalık egzersiz gibi küçük hedefleri deneyebilirsiniz. Böylece gün içinde yeni bir model oluşturmanıza yardımcı olacak egzersizlerin etrafında ritüeller oluşturmanıza yardımcı olur. Bunu aynı müziği kullanarak, aynı alanı kullanarak, bir niyet belirleyerek ve lezzetli bir smoothie veya kısa bir mola gibi şeylerle ödüllendirerek yapabilirsiniz. Bazılarımız, kendimize karşı sorumlu olmamıza yardımcı olması için başkalarıyla egzersiz yapmayı tercih ederiz. Evin içinde iş arkadaşlarınızdan uzak kalsanız bile, neden birbirinizi destekleyecek ve birbirinizi neşelendirecek sanal bir fitness grubu başlatmıyorsunuz?

9. Geleceği planlayın.

Hepimiz anda kalmanın önemini bilsek de, kriz zamanlarında gelecek için olumlu şeyler planlamak bize iyi gelebilir. Plan yapmak bize şu anda zor bir zaman geçiriyorsak bile bunun sadece geçici bir durum olduğunu anlamamıza ve umutlu olmamıza yardımcı olacaktır. En sevdiğiniz restoranda akşam yemeği, sevgili arkadaşlarınız veya ailenizle bir araya gelme, eve geldiğinizde bahar temizliği yapmayı veya ailenizle birlikte en sevdiğiniz parkınıza gitmeyi planlayabilirsiniz.

10. Ortak deneyimleri kucaklayın.

Bu kaynaktaki son iç görü, hepimizin bu konuda birlikte olduğumuzu hatırlamaktır. İyisiyle, kötüsüyle, sürprizler ve hayal kırıklıklarıyla, bu kriz birlikte paylaştığımız bir deneyimdir. Paylaşılan deneyimler, özellikle üzerinde bilinçli bir şekilde düşünüldüğünde, bir kültürü ve topluluğu yaratır. Bu olayların bizi nasıl birleştirebileceğine ve gelecekte bizi nasıl bir arada tutacağına odaklanalım. Tüm bunlar geçtiğinde arkadaşlarınıza ne tür ilham verici hikayeler anlatacaksınız? Şimdi o hikayeyi yazmaya başlayın.

Kullanılan Kaynaklar

New York TImes 6 Minute Workout: https://www.nytimes.com/2020/02/18/well/move/in-6-minutes-you-can-be-done-with-your-workout.html

Restorative Community Concepts:  https://www.restorativecommunityconcepts.com/biography.html

Nerd Fitness: https://www.nerdfitness.com

YogaGlo: https://www.glo.com

American Psychological Association’s Building Your Resilience: https://www.apa.org/topics/resilience

New York Time’s Go Ahead and Complain, It May Be Good For You: https://www.nytimes.com/2020/01/06/smarter-living/how-to-complain-.html

Calendly Scheduling Software: https://calendly.com

Moment, Screen Time Control App: https://inthemoment.io

The Family Dinner Project’s Building Resilient Kids, One Story at a Time: https://thefamilydinnerproject.org/food-for-thought/building-resilient-kids-one-story-at-a-time

The Consortium for Academic, Social and Emotional Learning: https://casel.org

Bir cevap yazın