AŞURE ATÖLYESİ-2 Bakliyatlarla Oyun ve Bilgi Paylaşımı

Öğrencilerin kültürel bir değer olan aşureyle tanışmasını sağlamak amacıyla yapılan oyun ve hikaye etkinliği.

PaylaşTweetKaydet

Etkinlik TürüOyun, Hikaye Çalışma ŞekliTüm Sınıf
Toplam Süre40 dakika

Malzemeler
 Karton
 Fon kağıdı
 Keçeli kalem
 Önceden hazırlanmış olan bakliyat poşetleri

Adımlar
1

“Bakliyatlar Yer Değiştiriyor!” Oyunu (10 dk.): Eğitmen, günün konusunu açıklar ve bir oyun oynayacaklarını, çocuklardan, kendisinin verdiği yönergelere göre hareket etmelerini istediğini belirtir.

2

Bunun için çocukların çember şeklinde konumlandırılması sağlanır.

3

Ardından poşetlere temsili miktarda koyularak hazırlanmış olan bakliyat poşetleri, her bir çocuğa 1 adet olacak şekilde ve karışık olarak dağıtılır ve eğitmenin verdiği yönergelerle birlikte oyun başlar. “Mercimekler bir araya gelsinler!”, “İki nohut, bir fasulye bir araya gelsin!”, “İki nohut, iki fasulye bir araya gelsin!” vb.

4

Yönergeler, farklılaştırılarak verilmeye devam edilir, gruptaki her çocuğun en az bir kez hareket ettiğinden emin olunur.

5

Oyun sonlandıktan sonra diğer oyuna geçilir.

6

Aşure Sepeti Oyunu (10 dk.): Eğitmen bu sefer, farklı bir oyun oynayacaklarını ve çocuklardan, yine kendisinin verdiği yönergelere göre hareket etmelerini istediğini belirtir.

7

Bunun için çocukların yeniden çember olmasını sağlar. “Nohutlarla, buğdaylar yer değiştirsin!”, “Mercimeklerle, fasulyeler yer değiştirsin!” vb.

8

Her bir yönerge sonrasında yalnızca iki grup arasında yer değişimi olurken gruptaki tüm üyelerin yer değişmesi için “Aşure Sepeti!” yönergesi verilir.

9

Bu yönerge sonrasında, tüm çocuklar aynı anda, birbirleriyle yer değiştirirler.

10

Bakliyatların yer değiştirmesine yönelik yönergeler ile “Aşure Sepeti!” yönergesi rastgele olacak biçimde verilebilir.

11

Hikaye (20 dk.): Çocuklara aşure kelimesini duyup duymadıkları, aşureyle ilgili bir şey bilip bilmedikleri sorulur.

12

Aşurenin hikayesi anlatılır. “Bir varmış bir yokmuş, her şey çok güzelmiş. Hayvanlar çok mutlu insanlar huzurlu ve yardımsevermiş. Gel zaman git zaman insanlar birbirlerine kötü davranmaya başlamış. Kimse kimseye yardım etmez olmuş. Aç olana yemek verilmemiş, hasta olandan şifa esirgenmiş. İnsanlık öyle kötüye gitmiş ki iyi insan diye bir şey kalmamış. Ama Nuh adında bir adam varmış. Bu adam geleceği görebilen tek kişiymiş. Nuh bir gün bir rüya görmüş. Gerçeği ona haber veren rüyasına göre, öyle bir yağmur yağacak öyle bir fırtına çıkacak ki yer yerinden oynayacakmış. Evler yıkılacak, ağaçlar devrilecekmiş. Güneş yerini yağmur bulutlarına bırakacakmış. Kısacası çok büyük bir tufan kopacakmış. 

13

Burada çocuklara tufanın ne olduğunu bilip bilmediklerini sorup aldığımız cevaba göre tufandan bahsedebiliriz.

14

Ama en kötüsü tüm insanlık yok olacakmış. İnsanlar birbirine o kadar kötü davranır olmuş ki insanlara ders olsun diye böyle bir tufan gerekliymiş. Nuh uyanır uyanmaz tüm ailesini yanına çağırmış ve rüyasını anlatmaya başlamış: “Kocaman bir tufan kopacak her yer sel içinde kalacak tüm insanlar boğulacak, bizim acilen bu olayı herkese duyurmamız lazım. İnsanlığı kurtarmamız lazım.” demiş. Nuh’un oğlu sormuş: “Peki baba selden nasıl kurtaracağız insanları?”

15

Burada, çocuklara, “Her yer su altında kalırsa nasıl korunuruz?” diye sorarak ‘gemi’ cevabını almaya çalışabiliriz.

16

Nuh cevap vermiş: “Bir gemi yapacağız ve tufanın dinmesini bekleyeceğiz. Tufan dindiğinde de yeniden yerleşip evlerimizi kuracağız.” 

17

Burada çocuklara “Peki sadece insanları mı almalı Nuh?, “Başka canlılar yok mu dünyada?” gibi sorular sorarak ‘hayvan’ cevabını alabiliriz.

18

Nuh’un diğer oğlu sorar: “Peki baba hayvanlar ne olacak?” Nuh der ki: “Tabii ki onları da alacağız.” Nuh ve ailesi tüm insanlara gidip tufanın geleceğinden, her yerin sel altında kalacağından bahseder. Ama gel gör ki kimse onlara inanmaz. Hatta onunla dalga geçerler “Hadi be siz de, öyle şey mi olur?” derler. Ne yaptı ne ettilerse kimseyi inandıramazlar. Nuh, insanlara tufanın geleceğini inandıramayacağını anlayınca, hayvanlara haber  salmaya karar verir. Nuh’un bir güvercin dostu vardır, bu güvercini eline alır ve kulağına fısıldar, “Güvercin git bütün hayvanlara haber ver, tufan yaklaşıyor, her yer sel altında kalacak. Onlar için bir gemi inşa ettim, gemimde güvende olacaklar. Çok geç kalmadan gemime gelsinler.” der ve güvercini uçurur.

19

Burada çocuklara bir problemden bahsederiz, gemi tüm hayvanları alamayacaktır, bu durumda ne yapılması gerekir, kaç hayvan gelmeli, her hayvandan kaç tane olmalı, hayvanların devamı, üremesi için nasıl seçimler yapılmalı gibi kilit sorularla çocuklardan birer çift hayvan alınmalı cevabını alabiliriz.

20

Güvercin uçar uçar uçar derken file rastlar. Hemen anlatmaya başlar file durumu, fil eşini de alır ve yola koyulur. Güvercin tekrardan uçar uçar uçar ve... “Hangi hayvanlara rastlamıştır?” sorusuyla çocuklardan başka hayvan isimleri alınabilir. Sonunda güvercin tüm hayvanlara haber verir. Nuh gemisinde hayvanların ona inanıp inanmayacağını merak ederken kapıya çıkar ve bir de ne görsün? Karşısında 2 at, 2 fil, 2 yılan, 2 aslan, 2 kuş, bütün hayvanlar kalabalık bir şekilde gemiye doğru gelmektedir. Nuh hepsini gemiye alır ve alır almaz yağmur başlar, fırtına çıkar. Herkes gemide saklanırken dışarda tufan kopar. Gel zaman git zaman bir hafta boyunca yağmur yağar ve her yer sel altında kalır. Fakat bir sorun var. Hayvanlar aç. Ölmek üzereler. Gemide yiyecek çok fazla bir şey yok. Nuh düşünür hayvanların yaşaması lazım. Ne yapsam ne etsem, diye gemide dolanırken filin sesini duyar: “Bende biraz fasulye var.”. Ama bu kadar fasulye herkese nasıl yeter, derken aslan söz alır: “Bende de biraz pirinç var.”. Nuh, ama bu fasulye, bu pirinç kime yetecek, diye düşünürken bu kez kuş ağzıyla bir tutam bulgur getirir, yılan getirdiği nohutu verir, zürafa da mercimek... Tüm hayvanlar yanlarında bulunan yiyecekleri Nuh’a verirler.

21

Peki size bir soru, diyerek öğrencilere dönülür ve “Bu parça parça malzemelerle ne yemek yapılabilir?” diye sorulur. Çocuklardan, gerekirse ipucu da vererek, aşure cevabı alınır. İpucu verirken ailelerimizin yapıp komşulara dağıttığı, paylaştığı yiyecek, birlik ve beraberlik kavramlarından bahsedilebilir.

22

Nuh’un aklına tüm malzemeleri az az birleştirip bir yemek yapmak gelir. Hemen geminin ortasına kocaman bir kazan kurup her şeyden azar azar ekleyerek bir yemek yapar. Bu yemeğin adı da aşure olur. El birliğiyle ortaya güzel bir yemek çıkarıp açlıktan ölmekten kurtulurlar. Bu sırada yağmur artık durmuştur ama, yine de her yer su altındadır. Ancak, yeni bir yaşam kurabilmeleri için gemiyi karaya çıkarmaları gerekir. Bunun için, Nuh güvercin dostunun kulağına fısıldar: “Güvercin, şimdi uç ve bize yaşayabileceğimiz bir yer bul.”. Güvercin uçmuş, uçmuş, uçmuş; bir süre sonra gemiye dönmüş. Nuh merakla sormuş: “Su altında olmayan bir yer buldun mu bizim için?” Güvercin, üzülerek hayır, demiş. Nuh demiş ki: “Yine uç, yine dene. Bize bir yer bulacaksın, inanıyorum.” Ve güvercin yine uçmuş, uçmuş, uçmuş. Bir süre sonra gemiye dönmüş. Bu kez ağzında bir zeytin dalı parçası varmış. Nuh sevinçten havalara zıplamış: “Bir ağaç bulduysan demek ki yaşanacak bir yer var! Haydi oraya götür şimdi bizi.” Bunun üzerine güvercin, ağaçların olduğu, sular altında kalmadığı, yaşanabilecek o yere doğru uçmaya başlamış ve Nuh da gemisiyle güvercini takip etmiş. Karayı gördüklerinde çok mutlu olmuşlar, hep birlikte oraya yerleşmişler. Yeniden bir dünya kurup kardeşlik içinde yaşamışlar.” 

23

Hikaye anlatıldıktan sonra, çocuklara hikaye hakkında ne düşündükleri sorulur. Ardından, aşurede kullanılan malzemeler sorularak bir sonraki etkinliğe hazırlık yapılır.

24

Atölyeye 20 dakika ara verilir, çocuklar ve gelen aileler (varsa) yiyecek atıştırabilir, mola verebilirler.

25

Atölyenin sonraki etkinliğine gitmek için tıklayın.

Malzemeler

Malzemeler
 Karton
 Fon kağıdı
 Keçeli kalem
 Önceden hazırlanmış olan bakliyat poşetleri

Yönergeler

Adımlar
1

“Bakliyatlar Yer Değiştiriyor!” Oyunu (10 dk.): Eğitmen, günün konusunu açıklar ve bir oyun oynayacaklarını, çocuklardan, kendisinin verdiği yönergelere göre hareket etmelerini istediğini belirtir.

2

Bunun için çocukların çember şeklinde konumlandırılması sağlanır.

3

Ardından poşetlere temsili miktarda koyularak hazırlanmış olan bakliyat poşetleri, her bir çocuğa 1 adet olacak şekilde ve karışık olarak dağıtılır ve eğitmenin verdiği yönergelerle birlikte oyun başlar. “Mercimekler bir araya gelsinler!”, “İki nohut, bir fasulye bir araya gelsin!”, “İki nohut, iki fasulye bir araya gelsin!” vb.

4

Yönergeler, farklılaştırılarak verilmeye devam edilir, gruptaki her çocuğun en az bir kez hareket ettiğinden emin olunur.

5

Oyun sonlandıktan sonra diğer oyuna geçilir.

6

Aşure Sepeti Oyunu (10 dk.): Eğitmen bu sefer, farklı bir oyun oynayacaklarını ve çocuklardan, yine kendisinin verdiği yönergelere göre hareket etmelerini istediğini belirtir.

7

Bunun için çocukların yeniden çember olmasını sağlar. “Nohutlarla, buğdaylar yer değiştirsin!”, “Mercimeklerle, fasulyeler yer değiştirsin!” vb.

8

Her bir yönerge sonrasında yalnızca iki grup arasında yer değişimi olurken gruptaki tüm üyelerin yer değişmesi için “Aşure Sepeti!” yönergesi verilir.

9

Bu yönerge sonrasında, tüm çocuklar aynı anda, birbirleriyle yer değiştirirler.

10

Bakliyatların yer değiştirmesine yönelik yönergeler ile “Aşure Sepeti!” yönergesi rastgele olacak biçimde verilebilir.

11

Hikaye (20 dk.): Çocuklara aşure kelimesini duyup duymadıkları, aşureyle ilgili bir şey bilip bilmedikleri sorulur.

12

Aşurenin hikayesi anlatılır. “Bir varmış bir yokmuş, her şey çok güzelmiş. Hayvanlar çok mutlu insanlar huzurlu ve yardımsevermiş. Gel zaman git zaman insanlar birbirlerine kötü davranmaya başlamış. Kimse kimseye yardım etmez olmuş. Aç olana yemek verilmemiş, hasta olandan şifa esirgenmiş. İnsanlık öyle kötüye gitmiş ki iyi insan diye bir şey kalmamış. Ama Nuh adında bir adam varmış. Bu adam geleceği görebilen tek kişiymiş. Nuh bir gün bir rüya görmüş. Gerçeği ona haber veren rüyasına göre, öyle bir yağmur yağacak öyle bir fırtına çıkacak ki yer yerinden oynayacakmış. Evler yıkılacak, ağaçlar devrilecekmiş. Güneş yerini yağmur bulutlarına bırakacakmış. Kısacası çok büyük bir tufan kopacakmış. 

13

Burada çocuklara tufanın ne olduğunu bilip bilmediklerini sorup aldığımız cevaba göre tufandan bahsedebiliriz.

14

Ama en kötüsü tüm insanlık yok olacakmış. İnsanlar birbirine o kadar kötü davranır olmuş ki insanlara ders olsun diye böyle bir tufan gerekliymiş. Nuh uyanır uyanmaz tüm ailesini yanına çağırmış ve rüyasını anlatmaya başlamış: “Kocaman bir tufan kopacak her yer sel içinde kalacak tüm insanlar boğulacak, bizim acilen bu olayı herkese duyurmamız lazım. İnsanlığı kurtarmamız lazım.” demiş. Nuh’un oğlu sormuş: “Peki baba selden nasıl kurtaracağız insanları?”

15

Burada, çocuklara, “Her yer su altında kalırsa nasıl korunuruz?” diye sorarak ‘gemi’ cevabını almaya çalışabiliriz.

16

Nuh cevap vermiş: “Bir gemi yapacağız ve tufanın dinmesini bekleyeceğiz. Tufan dindiğinde de yeniden yerleşip evlerimizi kuracağız.” 

17

Burada çocuklara “Peki sadece insanları mı almalı Nuh?, “Başka canlılar yok mu dünyada?” gibi sorular sorarak ‘hayvan’ cevabını alabiliriz.

18

Nuh’un diğer oğlu sorar: “Peki baba hayvanlar ne olacak?” Nuh der ki: “Tabii ki onları da alacağız.” Nuh ve ailesi tüm insanlara gidip tufanın geleceğinden, her yerin sel altında kalacağından bahseder. Ama gel gör ki kimse onlara inanmaz. Hatta onunla dalga geçerler “Hadi be siz de, öyle şey mi olur?” derler. Ne yaptı ne ettilerse kimseyi inandıramazlar. Nuh, insanlara tufanın geleceğini inandıramayacağını anlayınca, hayvanlara haber  salmaya karar verir. Nuh’un bir güvercin dostu vardır, bu güvercini eline alır ve kulağına fısıldar, “Güvercin git bütün hayvanlara haber ver, tufan yaklaşıyor, her yer sel altında kalacak. Onlar için bir gemi inşa ettim, gemimde güvende olacaklar. Çok geç kalmadan gemime gelsinler.” der ve güvercini uçurur.

19

Burada çocuklara bir problemden bahsederiz, gemi tüm hayvanları alamayacaktır, bu durumda ne yapılması gerekir, kaç hayvan gelmeli, her hayvandan kaç tane olmalı, hayvanların devamı, üremesi için nasıl seçimler yapılmalı gibi kilit sorularla çocuklardan birer çift hayvan alınmalı cevabını alabiliriz.

20

Güvercin uçar uçar uçar derken file rastlar. Hemen anlatmaya başlar file durumu, fil eşini de alır ve yola koyulur. Güvercin tekrardan uçar uçar uçar ve... “Hangi hayvanlara rastlamıştır?” sorusuyla çocuklardan başka hayvan isimleri alınabilir. Sonunda güvercin tüm hayvanlara haber verir. Nuh gemisinde hayvanların ona inanıp inanmayacağını merak ederken kapıya çıkar ve bir de ne görsün? Karşısında 2 at, 2 fil, 2 yılan, 2 aslan, 2 kuş, bütün hayvanlar kalabalık bir şekilde gemiye doğru gelmektedir. Nuh hepsini gemiye alır ve alır almaz yağmur başlar, fırtına çıkar. Herkes gemide saklanırken dışarda tufan kopar. Gel zaman git zaman bir hafta boyunca yağmur yağar ve her yer sel altında kalır. Fakat bir sorun var. Hayvanlar aç. Ölmek üzereler. Gemide yiyecek çok fazla bir şey yok. Nuh düşünür hayvanların yaşaması lazım. Ne yapsam ne etsem, diye gemide dolanırken filin sesini duyar: “Bende biraz fasulye var.”. Ama bu kadar fasulye herkese nasıl yeter, derken aslan söz alır: “Bende de biraz pirinç var.”. Nuh, ama bu fasulye, bu pirinç kime yetecek, diye düşünürken bu kez kuş ağzıyla bir tutam bulgur getirir, yılan getirdiği nohutu verir, zürafa da mercimek... Tüm hayvanlar yanlarında bulunan yiyecekleri Nuh’a verirler.

21

Peki size bir soru, diyerek öğrencilere dönülür ve “Bu parça parça malzemelerle ne yemek yapılabilir?” diye sorulur. Çocuklardan, gerekirse ipucu da vererek, aşure cevabı alınır. İpucu verirken ailelerimizin yapıp komşulara dağıttığı, paylaştığı yiyecek, birlik ve beraberlik kavramlarından bahsedilebilir.

22

Nuh’un aklına tüm malzemeleri az az birleştirip bir yemek yapmak gelir. Hemen geminin ortasına kocaman bir kazan kurup her şeyden azar azar ekleyerek bir yemek yapar. Bu yemeğin adı da aşure olur. El birliğiyle ortaya güzel bir yemek çıkarıp açlıktan ölmekten kurtulurlar. Bu sırada yağmur artık durmuştur ama, yine de her yer su altındadır. Ancak, yeni bir yaşam kurabilmeleri için gemiyi karaya çıkarmaları gerekir. Bunun için, Nuh güvercin dostunun kulağına fısıldar: “Güvercin, şimdi uç ve bize yaşayabileceğimiz bir yer bul.”. Güvercin uçmuş, uçmuş, uçmuş; bir süre sonra gemiye dönmüş. Nuh merakla sormuş: “Su altında olmayan bir yer buldun mu bizim için?” Güvercin, üzülerek hayır, demiş. Nuh demiş ki: “Yine uç, yine dene. Bize bir yer bulacaksın, inanıyorum.” Ve güvercin yine uçmuş, uçmuş, uçmuş. Bir süre sonra gemiye dönmüş. Bu kez ağzında bir zeytin dalı parçası varmış. Nuh sevinçten havalara zıplamış: “Bir ağaç bulduysan demek ki yaşanacak bir yer var! Haydi oraya götür şimdi bizi.” Bunun üzerine güvercin, ağaçların olduğu, sular altında kalmadığı, yaşanabilecek o yere doğru uçmaya başlamış ve Nuh da gemisiyle güvercini takip etmiş. Karayı gördüklerinde çok mutlu olmuşlar, hep birlikte oraya yerleşmişler. Yeniden bir dünya kurup kardeşlik içinde yaşamışlar.” 

23

Hikaye anlatıldıktan sonra, çocuklara hikaye hakkında ne düşündükleri sorulur. Ardından, aşurede kullanılan malzemeler sorularak bir sonraki etkinliğe hazırlık yapılır.

24

Atölyeye 20 dakika ara verilir, çocuklar ve gelen aileler (varsa) yiyecek atıştırabilir, mola verebilirler.

25

Atölyenin sonraki etkinliğine gitmek için tıklayın.

AŞURE ATÖLYESİ-2 Bakliyatlarla Oyun ve Bilgi Paylaşımı

Bir cevap yazın